Sertifikalı Uygulamalar

SOS BESLENME YAKLAŞIMI

SOS Beslenme Terapisinde bireyin yeme süreci 32 basamağa ayrılır ve besinlerle olan etkileşim bütüncül şekilde ele alınarak en alt basamaktan en üste çıkarılması hedeflenir.

Sertifikalı ve uluslararası bir program olan SOS Beslenme Yaklaşımı'nda yeme süreci yalnızca besinin ağza alınması ve yutulması kadar sığ bir açıdan incelenmez. Tüketilen besinlerin miktarından çok çeşitliliğine odaklanılır ve besinlerle sağlanan mutlu etkileşim anları öğrenmenin temeli olarak ön plana çıkar. Fiziksel, nörolojik ve duyusal kapasiteler tespit edilerek bir profil oluşturulur ve ardından kazanılması gereken beceriler hedef olarak belirlenir. Hedefler amaçlı oyunlarla dizayn edilmiş terapi sürecinde besinler yoluyla çalışılır. Yeme zamanlarının stressiz geçmesi, tercih edilen besin dağarcığının genişletilmesi ve yeni besin denemelerine karşı istekli olma gibi amaçlar temelde yer alır.

SOS Feeding Approach Nedir? Kimlere Uygulanır ve Beslenme Terapisinde Nasıl Kullanılır?

Beslenme güçlüğü yaşayan bir çocuğun ailesi için öğünler zaman içerisinde yalnızca yemek yeme zamanı olmaktan çıkabilir. Sabah “Bugün ne yiyecek?” öğlen “Bir lokma daha yese…” akşam “Yine hiçbir şey yemedi.” düşüncesi bütün günün merkezine yerleşebilir. Çocuk açısından da sofraya oturmak, yeni bir yiyecekle karşılaşmak, dokunmak, koklamak, ağza almak hatta bazen yalnızca tabağında görmek bile zorlayıcı olabilir.

SOS Approach to Feeding tam olarak bu noktada karşımıza çıkan, pediatrik beslenme güçlüklerini tek bir nedene indirmeden ele alan kapsamlı yaklaşımlardan biridir. SOS, Sequential-Oral-Sensory Approach to Feeding(Beslenmede Ardışık-Oral-Duyusal Yaklaşım) ifadesinin kısaltmasıdır. Bu yaklaşım beslenme ve/veya kilo-büyüme güçlüğü yaşayan çocukların değerlendirilmesi ve müdahalesi için geliştirilmiş transdisipliner bir programdır. Yaklaşım motor, oral-motor, öğrenme, tıbbi, duyusal ve beslenmeyle ilgili faktörleri birlikte inceler. Asıl olarak şu soruyu sorar,

Çocuk neden yemek yemekte zorlanıyor ve yemek için hangi becerileri geliştirmeye ihtiyaç duyuyor?

SOS yaklaşımının temel bakış açılarından biri de yemek yemenin öğrenilen en karmaşık becerilerden biri olduğudur. Bir çocuğun bir yiyeceği yiyebilmesi için yalnızca acıkmış olması veya yemek istemesi yetmez. Çocuk aynı zamanda yiyeceği,

  • görmeli,
  • kokusunu tolere etmeli,
  • dokunabilmeli,
  • ağız çevresine yaklaştırabilmeli,
  • ağzına alabilmeli,
  • dokuyu ağız içinde yönetebilmeli,
  • çiğneyebilmeli ve güvenli şekilde yutabilmelidir.

Üstelik bütün bunları yaparken,

  • duyusal sistem,
  • motor beceriler,
  • oral-motor beceriler,
  • öğrenme deneyimleri,
  • tıbbi durum,
  • beslenme gereksinimleri
  • ve psikososyal faktörler

birbirini etkileyebilir.

SOS Yaklaşımı tipik beslenme gelişimini bir yol haritası olarak kullanır ve çocuğun ihtiyaç duyduğu yeme becerilerini bu gelişimsel basamaklardan hareketle destekler. Çocuğun bu yiyeceğe ulaşmasını engelleyen basamak neresi sorusunu sorar.

Çocuk yeni bir yiyeceği hemen yutmak zorunda değildir. Önce aynı odada bulunmasına tolerans göstermek, masada bulunmasını kabul etmek, bakmak, dokunmak, koklamak, ağız çevresine yaklaştırmak gibi birçok basamak olabilir. Ayrıca yiyeceğin görüntüsü, kokusu, dokusu, tadı, sıcaklığı, sesi gibi duyusal özellikler de çocuğun tercihlerini etkileyebilir. Bu nedenle SOS Feeding’in en önemli ve güçlü yanlarından biri tek disiplinli düşünmemesidir.

SOS Feeding Hangi Çocuklarda Kullanılır?

Her yemek seçen çocuk SOS Feeding terapisine ihtiyaç duymaz. Çünkü çocuklukta belirli dönemlerde

  • yeni yiyecekleri reddetmek,
  • belirli tatları tercih etmek,
  • bir dönem sevdiği yiyeceği başka bir dönem istememek

oldukça sık görülebilir. Ancak bazı çocuklarda tablo bunun çok ötesine geçer. Örneğin çocuk,

  • çok az sayıda yiyecek tüketiyor,
  • yiyecek repertuvarı giderek daralıyor,
  • yeni yiyeceğe karşı yoğun korku veya kaçınma gösteriyor,
  • doku geçişlerinde zorlanıyor,
  • yalnızca belirli marka veya şekilleri kabul ediyor,
  • pütürlü yiyeceklerde yoğun öğürüyor,
  • çiğneme konusunda zorlanıyor,
  • öğünler sürekli çatışmayla geçiyor
  • veya büyüme/beslenme açısından kaygı oluşuyorsa,

daha kapsamlı bir beslenme değerlendirmesi gerekebilir.

Çocuğum Sadece 10–15 Yiyecek Yiyor: SOS Feeding Uygun Olabilir mi?

Yalnızca yiyecek sayısına bakarak terapi seçilmez. Örneğin 15 yiyecek yiyen bir çocukta,

  • besin grubu çeşitliliği nasıl?
  • Yiyecekler benzer dokuya mı sahip?
  • Marka bağımlılığı var mı?
  • Yeni yiyecek gördüğünde ne oluyor?
  • Büyümesi nasıl?
  • Besin eksikliği riski var mı?
  • Çiğneme becerileri nasıl?
  • Öğünler ne kadar stresli?

gibi sorular önemlidir. SOS yaklaşımının değerlendirme sistemi de yalnızca yiyecek repertuvarına değil, çocuğun tıbbi, duyusal, motor, oral ve öğrenme profiline birlikte bakmayı hedefler.

SOS Feeding Sadece Seçici Yeme İçin midir?

Hayır, yöntem özellikle seçici yeme ile çok anılsa da daha geniş pediatrik beslenme sorunlarında kullanılabilir. Örneğin

  • doku geçişi güçlükleri,
  • yiyecek reddi,
  • oral-motor beceri güçlükleri,
  • duyusal hassasiyet,
  • sınırlı besin repertuvarı,
  • büyüme ve kilo ile ilişkili beslenme sorunları

gibi durumlarda değerlendirme ve terapi planının bir parçası olabilir. Ancak çocuğun yutma güvenliği ile ilgili bir sorun varsa yalnızca SOS basamaklarıyla ilerlemek yeterli değildir. Öksürme, boğulma, solunum değişikliği veya aspirasyon şüphesi varsa uygun pediatrik beslenme-yutma değerlendirmesi gerekir.

SOS Feeding Otizmli Çocuklarda Kullanılır mı?

Kullanılabilir, ancak SOS özellikle bir otizm terapisi değildir. Otizmli çocuklarda

  • duyusal farklılıklar,
  • yiyecek repertuvarının sınırlı olması,
  • rutin değişikliğine tolerans güçlüğü,
  • belirli marka/şekil tercihi,
  • oral-motor beceri farklılıkları

gibi beslenmeyi etkileyen özellikler görülebilir. Böyle bir durumda SOS yaklaşımı çocuğun beslenme becerileri için kullanılabilir.

SOS Feeding Terapisinde Amaç Çocuğa Zorla Yemek Yedirmek midir?

SOS yaklaşımının en bilinen yönlerinden biri çocuğun yiyecekle ilişkisinde sistematik duyarsızlaştırma basamaklarını kullanmasıdır. Çocuk için yeni bir yiyeceğin son hedefi yemek olabilir. Ama ilk hedef her zaman yemek değildir. Her çocuk her besine farklı bir basamak seviyesinde yaklaşabilir ve bu basamaktan itibaren gelişerek yeme aşamasına ulaşır. Bu nedenle “Bir lokma yutmadıysa seans başarısız oldu.” şeklinde düşünülmez. Çünkü odak hangi aşamadan başlanarak ne kadar ilerlendiğindedir.

SOS Feeding’de “Steps to Eating” Nedir?

SOS ile ilgili en çok karşılaşılan kavramlardan biri Steps to Eating yani yeme basamaklarıdır. Bu kavramın temel fikri şudur ki yemek yemek tek basamaklı bir davranış değildir. Çocuk önce yiyeceğin varlığını tolere etmeli, sonra onunla giderek daha yakın ve karmaşık biçimde etkileşim kurabilmelidir.

SOS sisteminde bu süreç:

  • tolere etme,
  • etkileşime girme,
  • koklama,
  • dokunma,
  • tatma
  • ve yeme

gibi giderek ilerleyen davranışlar üzerinden ele alınır. Yeme zaman içinde gelişen bir beceridir ve çocukların tipik gelişimde de bu basamaklardan geçmesi üzerinden programlama yapılır. Buradaki önemli nokta her çocuğun her yiyecekte aynı hızda ilerlemediğidir.

Yiyecekle Oynamak Neden Terapinin Parçası?

Aile ilk kez SOS seansı gördüğünde şaşırabilir. “Biz çocuğu yemek yesin diye getirdik, terapist yiyecekle oyun oynuyor.” diye düşünülebilir. Oysa yiyecekle oyun çocuklarda oldukça anlamlı bir basamaktır. Çünkü çocuk daha önce yiyeceğe yalnızca tehdit, zorlanma, öğürme, “bir lokma ye” deneyimi üzerinden yaklaşmış olabilir. Bu nedenle yiyeceğe dokunmak bile zor olabilir. Örneğin yoğurdu parmağına sürmek, makarnayla şekil yapmak, havuçtan kule kurmak gibi aktiviteler bazı çocuklarda yiyeceğin özelliklerini yemek zorunda olmadan keşfetme fırsatı sağlar.

SOS Feeding’de Çocuk Her Seans Yeni Bir Yiyecek Yer mi?

Bu beklenti terapi sürecini yanlış değerlendirmeye yol açabilir. Bir çocuk için büyük ilerleme daha önce masada görmek istemediği yiyeceğin yanında oturmak olabilirken başka bir çocuk ilk kez dokunabilir. Bir diğeri diline değdirebilir ama yutmayabilir. Bir başka çocuk ise yeni bir yiyeceği yiyebilir. Dolayısıyla ilerleme yalnızca yutulan lokma sayısıyla ölçülmez.

Çocuğun yiyeceklerle olan rahatlığı ve yeme becerileri de önemlidir. Amaç çocukların yemek için gerekli becerileri geliştirmesine ve yiyecekle daha sağlıklı, olumlu bir ilişki kurmasına yardımcı olmaktır. Pediatrik beslenme bozukluğunun modern çerçevesinde de çocuk-bakım veren etkileşimi ve kaçınma davranışları psikososyal alanın önemli parçalarıdır. Dolayısıyla terapi yalnızca çocuğun davranışını değil, bazen aile-çocuk öğün döngüsünü de ele almalıdır.

Terapi ortamında yapı vardır. Çocuğun beceri düzeyine uygun hedefler belirlenir. Yiyecekler planlı biçimde sunulur. Rutin oluşturulur. Ama hedef çocuğu korkutarak veya zorlayarak bir basamağı atlatmak değildir. Çocuğun mevcut becerisi ile bir sonraki gelişimsel basamak arasında yönetilebilir bir köprü kurmaktır. Hangi yiyeceğin hangi sırayla seçileceği çocuğun bireysel profiline göre planlanır.

SOS Feeding Yutma Terapisi midir?

SOS Feeding ile disfaji/yutma terapisi aynı şey değildir. Bir çocukta:

  • öksürme,
  • boğulma,
  • sıvı içerken zorlanma,
  • solunum değişikliği,
  • aspirasyon şüphesi

gibi belirtiler varsa öncelikle yutma güvenliğinin değerlendirilmesi gerekir. Beslenme terapisi ile yutma terapisi bazen aynı çocukta birlikte gerekebilir ama amaçları aynı değildir. Bu ayrım özellikle evde “yeni doku deneme” önerilerini uygulamadan önce önemlidir ve ailelerin oldukça temkinli olması gerekir.

SOS Feeding’de Aile Terapinin Parçası mı?

Pediatrik beslenme terapisinde haftada bir seansın bütün işi tek başına yapmasını beklemek gerçekçi değildir. Çocuk günün ve haftanın çok büyük bölümünü ailesiyle geçirir. Bu nedenle aile öğün ortamını, yiyecek sunum biçimini, rutinleri, çocuğa verdiği tepkileri terapi planıyla uyumlu hale getirebilir. Amaç günlük yaşamı çocuğun yeni becerilerini kullanabileceği bir ortama çevirmektir.

Aile SOS Feeding’i Evde Kendi Başına Uygulayabilir mi?

Yaklaşımın prensiplerinden biri de aile rutinlerini desteklemektir ve buna yönelik çalışmalar da yapılır. Örneğin:

  • öğünlerin öngörülebilir hale gelmesi,
  • yiyeceğe baskısız maruziyet,
  • yeni yiyecekleri hemen yutmayı zorunlu kılmamak,
  • aile öğünlerine katılım
  • gibi genel stratejiler faydalı olabilir.

Ancak ciddi beslenme güçlüğü bulunan bir çocukta terapi planının yalnızca aile tarafından yapılan önerilerle uygulanması doğru değildir. Özellikle:

  • büyüme problemi,
  • besin yetersizliği,
  • çiğneme güçlüğü,
  • yutma güvenliği sorunu varsa profesyonel değerlendirme gerekir.

SOS Feeding Terapisi Ne Kadar Sürer?

Hiçbir terapide olmadığı gibi SOS Beslenme terapisi için de tek bir standart cevap yoktur. Çünkü her bireyin terapi süreci kendine özgüdür ve pek çok farklı parametreden etkilenir. Terapi süresini:

  • çocuğun beslenme güçlüğünün şiddeti,
  • kabul ettiği yiyecek sayısı,
  • duyusal toleransı,
  • oral-motor becerileri,
  • tıbbi durumu,
  • besin gereksinimleri,
  • aile rutinleri/etkileşimi
  • ve terapiye verdiği yanıt

etkileyebilir. Dolayısıyla genel bir seans sayısı vermek doğru değildir.

Ne Zaman Bir SOS Terapistine Başvurmalıyız?

Çocuğunuzun besin repertuvarı belirgin biçimde sınırlıysa, yeni yiyeceklerle etkileşim çok stresliyse, doku geçişleri gerçekleşmiyorsa veya öğünler bütün aile için sürekli mücadeleye dönüşmüşse SOS eğitimlerini almış bir dil ve konuşma terapistinden beslenme değerlendirmesi almak için sorunun daha da büyümesini beklemek gerekmez. Değerlendirme çocuğunuzda kesinlikle bir beslenme bozukluğu var demek değildir. Ama çocuğun neden zorlandığını anlamanın, doğru terapi hedefini seçmenin ve aile olarak hangi yaklaşımın daha yararlı olacağını belirlemenin en güvenilir yoludur.